İstanbul EKÜDER Başkanı Ahmet Zeki Sarıhan Ekmeğin Sesi’ne samimi açıklamalarda bulundu

"Belediyeler ruhsatsız fırınlara göz yumuyor"

İstanbul EKÜDER Başkanı Ahmet Zeki Sarıhan Ekmeğin Sesi’ne özel samimi açıklamalarda bulundu. İstanbul’da ki çoğu fırının hukuk sorununa çözüm getirmeye çalıştığını belirten Sarıhan, belediyelerle yaşanan ruhsat sorunu, zincir market sorunu ayrıca yaptığı ve hayata geçirmek istedikleri projelere de değindi.

“Mahkeme kararları uygulanmıyor”

Bir fırının açılabilmesi için yasal kurallara uymak şart. Ancak bu kurallara uymadan açılan pek çok ruhsatsız fırın olduğunu ve bu konuda yetkililerin bir şey yapmadığını savunuyor Sarıhan.

“Yetkililer bu konuda bir şey yapmak yerine mevzuata aykırı fırın açılmasını sadece seyrediyor. Bizim bu noktada onlarca mahkeme kararımız, ciddi çalışmalarımız ve başlattığımız hukuk süreçlerimiz var. Ruhsatsız olarak ekmek ve ekmek çeşitleri üreten yerlerin üretiminin durdurulması ve haksız rekabetin tespiti gibi konularda mahkeme kararlarımız var. Bu mahkeme kararlarının çok azı uygulanıyor ya da mahkeme kararları uygulanmıyor.”

“Belediyeler ruhsatsız fırınlara göz yumuyor”

Yetkililer seyrediyor diyen Sarıhan bu konuyu biraz daha açıyor, belediyeleri işaret ediyor.

“Gerçeği görmeniz adına size, mevzuata aykırı yapılanmaya karşı verdiğimiz direncin hikâyesini örnek vererek anlatayım. İstanbul’un bir ilçesinde mevzuata aykırı fırın açılır, biz bunu tespit ederiz, belediye başkanlığına ve ilgili birimlere şikayet dilekçemizi yazarız.

Yazışma ortalama üç ay sürer. Belediye bu süre zarfında fırına göstermelik müdahale eder. Göstermelik diyorum çünkü yasal mevzuata aykırı olan fırın üç ayın sonunda açılmış olur, yani belediye bu olaya göz yumar.

Bunun üzerine hukuk süreci başlatırız. Savcılığa, belediye görevini yerine getirmedi, fırını açan kişi de mevzuata aykırı fırın açtı diye suç duyurusunda bulunuruz, tespit davası açarız.

Son olarak da mevzuata aykırı fırının faaliyetinin durdurulması, haksız rekabetin tespiti ve eski hale döndürülmesi, faaliyetinin meni diye Asliye Ticaret Mahkemesinde 4 adet hukuk süreci başlatırız.

Mahkeme 45 gün içinde ara karar verir, davacı taraf şikayetinde haklıdır der. Bu karar icra dairesi kanalıyla mevzuata aykırı fırına tebliğ edilir ve fırın mühürlenir.

Ancak ceza alan fırıncı mührünü kırar, faaliyetine devam eder. Biz tekrar şikayet ederiz, fırın yine mühürlenir ama yine mührü kırarak çalışmaya devam eder.

Belediye bu arada üstünden sorumluluğu atmak için usulen birkaç tane mühür fekki yapar. İç İşleri Bakanlığına kadar çıkarız, bakanlık soruşturma için bize olur verir.

Ancak yazışmalarda belediye 40 küsür mühürleme yaptığını, cezai işlem uyguladığını söyleyerek konuyu geçiştirir.

Diğer yandan İstinaf Mahkemesi ekmek üretilmemesi yönünde bizim lehimize karar verir, ancak üç yıl süren bu uzun soluklu mücadelede 80 kadar mühürleme ve mühür fekki zaptı kalır elimizde ve mevzuata aykırı fırın çalışmaya devam eder.”

“Diyecek bir şey bulamıyorum”

“Maalesef İstanbul ve Türkiye genelindeki belediyeler tırnak içinde söylüyorum bilgisizliklerinden mi, beceriksizliklerinden mi ahbap çavuş ilişkisi mi ama adına ne derseniz deyin görevlerini yapmıyorlar.

İcra Dairesi Müdürü ile de görüştük bire bir; “Yasa bana burayı mühürlememi emrediyor bende gidip mühürlüyorum fakat fırın hala çalışıyorsa ben daha ne yapayım” diyor.

Sonuç olarak belediye, icra dairesi ve mahkemenin kararı uygulaması için 10 bin lira teminat da ödüyoruz fakat Belediye ve mahkeme kendilerine göre gerekçeler buluyor. Mevzuata aykırı fırınların büyük bir kısmı çalışmaya devam ediyor. Bu noktada ben de diyecek bir şey bulamıyorum.”

“Ekmek günlük satıldığı için haksız rekabete yol açıyor”

Ekmek yapısı gereği raf ömrü kısa olan bir gıda maddesi, günlük tüketilmesi gerekiyor. Ekmeğin bu özelliğinin suistimal edildiğini belirtiyor Sarıhan,

“Ekmeği gün içinde satamazsan ertesi gün israf, çöp oluyor. Bu yüzden üretilen ekmeği gün içinde satabilme çabası haksız rekabetin bu sektörde daha fazla olmasına neden oluyor. Oluşan haksız rekabeti zincir marketler kendi lehlerine kullanıyor.”

“Zincir marketler sömürüyor”

Zincir marketler sürekli artan şube sayılarıyla beraber ekmek sektöründe önemli güç haline geldi. Zincir marketlerin bu gücü kullanarak kendi kurallarını belirlediğini söyleyen Ahmet Zeki Sarıhan, örneklerle zincir marketlerin fırıncıları nasıl sömürdüğünü anlattı.

“Mesela piyasa satış fiyatı 1 lira olan bir ekmeğin asgari 35 kuruşunu ben alacağım ve ekmekten aylık veya yıllık olarak yüzde üç ila yedi arasında ciro parası keseceğim diyor.

Ayrıca ekmeği çok alacağım ve kalanını ertesi sabah iade edeceğim. İade ettiğim ve satış esnasında zayi olan ekmek ya da işletmede personelimin tükettiği ekmek, eldiven parası, raf silme parası, posta ücreti, bilgisayar kullanım ücreti gibi sebeplerden oluşan ücreti senden keseceğim diyor.

Zincir marketlerde ekmeğin satış ücreti kasalarına nakit olarak giriyor fakat ekmek aldıkları işletmenin ödemesini üç ile altı ay arasında yapacağını belirtiyor. Üstelik ödemeyi para olarak yapmayacağım, un, susam, çörek otu gibi ürünler alacaksın benden diyor.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa. Bu şartlar altında zincir marketlere ürün verenin kazanma şansı yok. Ama maalesef İstanbul’da ürettiği ekmeğin yüzde yüzünü, seksenini, ellisini zincir markete veren işletmeler var.

Eğer işletmeler ürünlerini vermezse kapısına kilit vurmak zorunda kalacak çünkü başka pazarı yok. Üretici bu duruma bir çare bulunur ümidiyle zincir marketlere ekmek vermeye devam ediyor.”

“Hukuk mücadelemiz devam ediyor”

“Hükümetin çıkardığı yönetmelikle, ekmeği satan bayinin yüzde 35 yüzde 40’larda olan kar oranı azami yüzde 15 olarak belirlendi. Bir de alınan ekmeğin iadesi azami yüzde beş olarak belirlendi.

Zincir marketler bu kuralları uygulamadı. Bu kez bakanlık bir adım attı ve kanunun uygulanması gerektiğini uygulanmazsa cezai müeyyidesi olduğunu bildirerek yaptırım uyguladı.

Mevzuatın uygulanmasından kaçış olmadığını fark eden zincir marketler ödemeleri yüzde on beş üzerinden yapmaya başladılar. Bir yandan da hizmet bedeli, ciro primi ödemesi adı altında yüzde on kesinti yaptılar.

Biz ekmekte bu kesintilerin yapılamayacağına dair itiraz ettik, resmi yazı olarak bildirdik. Zincir marketler buna rağmen ödemeyi yapmayarak Danıştay’a itiraz ettiler. Biz de dört büyük zincir markete haksız rekabet yaptıkları ve mevzuata uymadıkları yönünde yargı süreci başlattık. Mahkemeleri devam ediyor.”

“Amacımız kanunu yetkililere uygulatmak”

EKÜDER Başkanı “Yönetmelik sonrasında zincir marketler yüzde yüz olmasa da kendilerine çeki düzen verdi, bu da pazara az da olsa bir düzen getirdi. Amacımız kanunun tam olarak uygulanması. Kanunun yılsonuna kadar tam olarak uygulanacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

“Hedefimiz haksız rekabeti haklı rekabete çevirmek”

Sarıhan, ekmekte markalaşmanın haksız rekabeti ortadan kaldıracağını savundu. “Ekmekte hijyen, hizmet ve kalite en üst seviyede olmalı. Bunun iyi bir yapılanmayla disiplin edilmesi lazım. 2013 – 2014 yıllarında biz buna markalaşma dedik. Ekmeği, ham madde girişinden tüketiciye ulaşana kadar hijyen, hizmet ve kaliteyi en üst seviyeye ulaşacak bir organizasyon yapalım. Markalaşma olursa haksız rekabet, haklı rekabete dönüşür.

“İstanbul EKÜDER olarak iddialıyız”

Fırıncılık sektöründeki sorunlara, proje üreterek çözüm bulduğunu söyleyen İstanbul Ekmek Üreticileri Derneği Başkanı Ahmet Zeki Sarıhan, projeler konusunda iddialı olduklarını belirtti.

“Türkiye genelinde EKÜDER’in yaptığı projeler bir tarafa diğer paydaşların yaptıkları projeler ayrı bir tarafa konulsun. Şayet bizim projelerimiz bu işi yapan firmaların iki üç katı değilse ve biz EKÜDER olarak bunu belgeleyemezsek ben bir daha uğramamak üzere bu sektörden çekip giderim.”

“Zaferle değil seferle sorumluyuz”

“Türkiye’de proje konusunda bizim kadar kafa yormuş, proje, dergi ve bülten hazırlamış birileri yoktur. Bu konuda çok iddialıyız. Biz zaferle değil seferle sorumluyuz yani sonuç almaktan sorumlu değiliz. İşin doğrusunu yaparız, sonuç olur ya da olmaz, o bizim görevimiz değil.

Sektörün sorunlarını tespit ederiz, toplumun menfaati neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Mevzuata uyulması gerekiyor. Biz de mevzuat konusunda üzerimize düşen görevi yapıyoruz.”

“Sorunların çözümü zorbalıktan değil bilgi ve hukuktan geçer”

Birlik ve beraberliğin sorunları çözeceğini belirten Sarıhan, “Bizim sektörü temsil eden ve etmeyen herkese söylüyorum. Toplumsal ilişkilerinizi sevgi ve nefret üzerine kurmayın. Önemli olan kişi ve kurumları sevip sevmediğiniz değil yaptığı işler. İşin doğru ve yanlışlığına bakarak destek verin. Çağ, bilgi ve hukuk devri. Sorunların çözümüne bilgi ve hukukla ulaşabiliriz, zorbalıkla değil.

Bizim çözüme ulaşmak için yapmamız gereken iki şey var; bir doğru yapılan işi takdir etmek, iki duygularımızı işin dışında tutmak. Bu doğrultuda hareket edersek sektörün tüm sorunları ortadan kalkar” dedi.