‘Halk Ekmek’ meselesine hiç bu açıdan baktınız mı?

Halk Ekmek büfelerinin önündeki uzun kuyruklara değinen Yeni Akit Gazetesi Yazarı Atilla Özdür, konuya ilişkin yorumlarını dile getirdi.

‘Halk Ekmek’ meselesine hiç bu açıdan baktınız mı?

Yeni Akit Gazetesi Yazarı Atilla Özdür’ün kaleme aldığı ‘Halk Ekmek meselesine hiç bu açıdan baktınız mı?’ başlıklı yazısında şu ifadelere yer veriyor:

“Halk Ekmek kuyrukları, yoksulluğun göstergesiymiş. Yoksullaşma ve zenginleşme gibi, idarenin lehine veya aleyhine tecelli eden bir manzaradır bu kuyruklar.. Belediyelerinin eseri olan bu manzaralar hemen her ülkede politikaya alet edilir. Zira politikacı, kendi çıkarı söz konusu olduğunda, kullanacağı dayanaklarının meşru ve ahlaki olup olmadığına bakmaz. Kimisi dini kullanır, kimileri de Atatürk’ü. Yeri geldiğinde de “Halk Ekmek”i.. 

“Halk Ekmek”te kuyruk manzarasını yoksullaşmaya delil gösterenler, idareye muhalif çevreden olurlar. Halk, çöp tenekelerini karıştırıyor ya da hiç değilse “ucuz ekmeğe” koşuyorsa, muhalefet bu manzaradan umutlanır. “Halk Ekmek” ile beslenip de seslerini çıkarmayanlar, her iki yakadan karma vasat halk karışımıdır. Aslında “Halk Ekmek”, fiziki somut varlığıyla bir tasarruf aracı olup, ayrıca hükümetlerin vazifelerinden, insanlık gereği vatandaşlara ödemek zorunda olduğu, sosyal yardım desteğidir..         

Akıllı insan, geleceğini düşünür. Eskilerimiz yastık altlarını kumbaraya çevirirmiş. Üç-beş kuruş orada birikince kefen parası için kimseye muhtaç duruma düşülmezmiş. Harcamalarında itidalli davrananlar da, sofralarından pek doymadan kalkarlarmış. Doygunlukta fazlalık adamı şişirir. Akil insan, peygamberden ayrı düşmemek için, tıka basa yemekten kaçınırmış..

Şişmanlık biliyorsunuz, pis boğazlıktandır ve kendini şişirenler, Peygamberden kaçarlar..

“Halk Ekmek”ten yiyen kişi, sağlığını düşünen kişidir. Çoğumuz, beslenmenin dini cephesini bilmesek de, hastalanarak kıvranmamak için fazla tıkınmamaya gayret ederiz…

Referandumda AKP, “evet” isterken, taraftarı emre riayet eyledi. Birkaç fire verdiyse de, onlar da kendilerini gizledi..

CHP, kuyruklarıyla birlikte hep beraber “hayır” dediler. Yanlış yapan olduysa, defterini dürdüler..

Siyasette inatlaşma çağını yaşıyoruz. Herhalde bu çirkinlik anlayışsızlığın etkisidir. Taraflar, “Halk Ekmek”e sıradan siyasi bir şirketmiş gibi bakarak halkın temel gıda maddesi olan ekmek de, “Halk Ekmek’in ekmeği, gümbürtüye gidiyor..

AKP’nin, özellikle tabanına göre, siyaseten ”Halk ekmek”çi olanlar CHP’lidir, FETÖ’cü veya teröristtir.. CHP’liler de, bu ekmeğin rağbet görmesini memleketin batışına yorumlar.. 

Oysa ekmek, bir yanda iki lira, öte yanda bir lira. Mantık, hangisinden yanadır?..                                                 

Ben; ekmek gibi patates ve soğanı da, yeri gelende kamudan aldım. Geleceğin şartlarına göre gerekirse, şeftaliyi de Kasımpaşa’da kurulan tanzim çadırından alırım.. 

Demirel’in 24 Ocak kararından sonra piyasalar tanzim karşıtlarının kontrol ve denetimine verilirken, kamu işletmeleri de, elini ayağını pazardan geri çekti. 

Çekmedi, çektirildi..

Amerika’dan ısmarlanan Kemal Derviş ve onunla birlikte Korkut Özal işbirliği, Türkiye’yi açık pazara çevirdi. Yerli ve yabancı sermaye büyük bakkaliye dükkanlarıyla perakende piyasasını işgal altına aldılar. Esnaflık kökünden kurutuldu, bakkallar öldürüldü..

Devlet ricali şimdi oturmuş, piyasanın katilleri bu işgalcileri yola getirmek için tanzim projeleri hazırlıyormuş..

Rayından çıkan piyasayı tekrar yeni baştan vicdani rayına oturtmak için bakkallarla işgalci büyük sermaye, pazar ekonomicisi hükümet ile birlikte harıl harıl çalışıyormuş..

Uzun lafın kısası, devletin siyaseten büyükleri, bir başka ifadesiyle çobanlarımız, biraz da küçük esnafımızı düşünerek alış veriş için hiç değilse haftada bir gün, pazar günlerini bakkallara tahsis ediversinler… 

Yedi sülalelerine hayırlı dualarını alırlar.”