Fuat Zorlu: Kısa zamanda ekmek fiyatlarının serbest bırakılacağını düşünüyorum

Ortaköy Fırın Sahibi Fuat Zorlu, "Öngörüm şudur ki, ekmek kısa zamanda Türkiye’de 4 ya da 5 lira bandına çıkacaktır. Çıkmak zorundadır. Bunun çıkmasını engellemek devletin gücünü de aşacaktır. Öyle bir noktaya gelinecektir ki, buğday ve un bulunup ekmek yapılamayacak noktaya gelinecektir. Bu anlamda un pahalıya temin edilecektir. Böyle, ‘Ben söyledim, şu fiyata uygulayacaksın ekmeği…’ gibi bir anlayışın da, Türkiye’de kısa zamanda değişeceğini, ekmek fiyatlarının un fiyatlarında olduğu gibi serbest bırakılacağını düşünüyorum" dedi.

Fuat Zorlu: Kısa zamanda ekmek fiyatlarının serbest bırakılacağını düşünüyorum

İstanbul’un şirin semtlerinden Ortaköy’ün adını taşıyan “Ortaköy Fırını” sahibi Fuat Zorlu, aileden fırıncılık mesleğini devam ettiriyor. Sektöre yönelik sorun ve çözüm önerilerini değerlendiren Zorlu, devletin tarım politikasından un fiyatlarına, ekmek maliyetinden fiyatına kadar bir çok konuyu değerlendirdi:

“Türkiye’nin tarım politikasının yanlış işlemesinden kaynaklanan bir sorunu var ortada. 2000 yılında Türkiye’nin nüfusu 63 milyondu ve 20 milyon ton buğday üretiliyordu. 2021 yılında ise, nüfusumuz mültecilerle birlikte 90 milyonu geçmiş durumda. Türkiye yine 20 – 21 milyon ton buğday üretiyor. Buğday üretiminde 1 milyon ton bile üretime eklenememiş, 20 yıl gelişme kat edememiş bir ülke… Tarım politikasında maalesef sınıfta kalmışız. Dolayısıyla, unun üretilmediği, ithal olduğu ülkede un fiyatlarının artmış olması çok doğaldır. Çünkü, yıllar itibariyle döviz arttığında doğal olarak un fiyatları da artacaktır. Buğdayın sağlıklı ve veriminin artırılması için çalışmalar ve yatırımlar yapılmamıştır. Geldiğimiz noktada buğday ihtiyacı, aynı zamanda dünyada da gelişmektedir. İklim sorunlarından kaynaklı olarak tahıl ürünlerinin azalması, dünya nüfusunun artması sebebiyle ürünlerin azalması söz konusu. Buna bağlı olarak da un fiyatlarının artması çok doğaldır. Öngörüm şudur ki, ekmek kısa zamanda Türkiye’de 4 ya da 5 lira bandına çıkacaktır. Çıkmak zorundadır. Bunun çıkmasını engellemek devletin gücünü de aşacaktır. Öyle bir noktaya gelinecektir ki, buğday ve un bulunup ekmek yapılamayacak noktaya gelinecektir. Bu anlamda un pahalıya temin edilecektir. Böyle, ‘Ben söyledim, şu fiyata uygulayacaksın ekmeği…’ gibi bir anlayışın da, Türkiye’de kısa zamanda değişeceğini, ekmek fiyatlarının un fiyatlarında olduğu gibi serbest bırakılacağını düşünüyorum.

EKMEKTE SİYASİ RANT VAR!

Fiyatın serbest olması gerekir. Ekmeği oluşturan bütün unsurların serbest piyasa koşullarında geliştiği, fiyatını aldığı bir ortamda siz ekmeği ‘Şu fiyata satamazsınız’ diyebilir misiniz? Böyle bir hakkınız yok ki! Devletin, fırıncıya ‘Ekmeği şu fiyata satacaksın’ diye bir hakkı yoktur. Çünkü, devlet kendisi ekmeğin ucuza satılması, ucuza mal edilmesi için bir çabası yok! Fırıncı ne yapsın? Fırıncının kapasitesini düşürürsün, enerji maliyetlerini yükseltirsin, un ithalatını ve ihracatını sonuna kadar açarsın; ülkede buğday yokluğu çektirirsin… Değirmenler de istediği fiyatı uygular. Ondan sonra da fırıncıya diyorsun ki, ‘Ekmeği şu fiyata satacaksın.’ Bunun mantığı olur mu?” Recep Tayyip Erdoğan, 1994 yılında Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı olduğu zaman Halk Ekmek 90 bin ekmek üretiyordu. Geldikten sonra Ankara’da işlerini uydurdular bütün kamu kurumlarının ekmek ihtiyacını buradan karşılama ihtiyacı doğdu. İstanbul fırıncısı kamu kurum ve kuruluşlarına ekmek veriyordu.

Bunların hepsini fırıncının elinden aldılar. Bundan sonraki süreçte, ekmeğin satışını paralı-parasız satışını artırarak buradan siyasi rantın peşine koştular. İlk önce buradan başlandı. Geldiğimiz süreçte ise, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da, baktı ki bu iş ‘ballı-börek’, o da gitti ekmeğin üzerine… Ekmeğin üzerinden güzel siyaset yapılıyor, halkın gündeminde; o da başladı aynı uygulamaya. Yani, siyasetçiler basit yolla, ucuz yolla kendilerini topluma sevdirme anlamında bu tip siyasi hareketler yapıyorlar. Halbu ki, İstanbul’da bir çok fırında ‘askıda ekmek’ uygulaması var.

SORUMSUZ BİR UYGULUMA…

İddia ediyorum ki, İstanbul’da şu anda bir ekmeğin maliyeti 2 lira 50 kuruştan aşağıya değildir. Ama yetkililer, ‘Ekmeği 2 liradan yukarı satamazsınız’ derler. Bu ancak baskıcı, ‘ben dedim oldu’, ‘ben istediğimi yaparım’ denilen o anlayıştaki ülkelerde olur. Demokratik bir ülkede böyle sorumsuz uygulama olur mu? Bu yönetimlerle sorunların çözüleceğine asla inanmıyorum. Ticaret Odası, Fırıncılar Federasyonu, Fırıncılar Odası, sendika olsun, burada olan kişiler hep siyasetle bağlantısı olan kişiler. Hem bu işleri yaparlar hem de bir şekilde kenardan, köşeden siyasetle ilgilenirler. Bu işin mücadelesini verecek şu anda Türkiye’de kişi de yok, kurum da yok…

IBAKTECH
SARMAŞIK MAKİNE