ESİS Başkanı Çetin Keçeli’den çarpıcı açıklamalar

"Fırıncılık sektöründe çok başlılık sorun yaratıyor"

ESİS Başkanı Çetin Keçeli’den çarpıcı açıklamalar

ESİS Başkanı Çetin Keçeli Ekmeğin Sesi’ne özel çarpıcı açıklamalarda bulundu. Fırıncılığın sorunları ve çözümü ile ilgili detaylı açıklamalar yapan Keçeli, ayrıca mesleğin hem yakın tarihini hem de geleceğini değerlendirdi.

Fırıncılarımızın malum pek çok sorunu var. Hangisi daha önemli desek, sıralama yapamıyoruz keza hepsi ayrı kanayan yara. Ekmek Sanayi İşverenler Sendikası Başkanı Çetin Keçeli, önceliği kapasite düşüklüğü yaratan şişmiş fırın sayılarına veriyor.

“İstanbul’da 2070 yılına kadar yeter düzeyde fırın var”

ESİS Başkanı Çetin Keçeli verdiği röportajda fırın sayısının çokluğuna değiniyor, “İstanbul’da 2070 yılına kadar yeter düzeyde fırın var” diyor. Bu durumun kapasite düşüklüğü yarattığını belirten Keçeli,  “Mesela 10 bin ekmek yapabilecek bir tesisimiz var ama en fazla 4 bin yapabiliyorlar.

Bir fırında pişirici, şoför, tezgahtar, hamurcu, yardımcı gibi dallarda personel istihdam etmek zorundayız. Bu personelle 10 bin ekmek üretebiliriz ancak 3 bin – 4 binde kalıyoruz. Dolayısıyla maliyet yükseliyor. Maliyet yükselince tüketici de ekmeği yüksek fiyattan almak zorunda kalıyor ” şeklinde konuşuyor.

Fırın sayısı dondurulursa sektördeki büyük sorun ortadan kalkar

Keçeli, sorunun çözümü için ilk olarak İstanbul’da fırın sayısının dondurulması gerektiğini ifade ediyor ve şöyle devam ediyor.

“İkinci olarak bir fırın mevcut ise 1 km civarında yeni bir fırına müsaade edilmemesi gerekli, bu piyasa ancak bu şekilde on yılda dengelenebilir. Böyle yapılırsa fırınların maliyeti düşer, tüketici ucuza ekmek alır hem de bu sektördeki büyük sorun ortadan kalkar.

“Fırın sayısı dondurulmazsa bu kavga devam eder”

Sorunun çözümü için proje yaptıklarını belirten Keçeli, eğer fırın sayısına müdahale edilmezse ekmek kavgasının süreceğini söylüyor.

“Biz bir zaman proje yaptık gündeme getirdik. Proje şöyleydi: Bir fırının yaklaşık 250 metre kuş bakışı civarındaki tüm ekmek satış noktaları yasaklansın. Böylelikle insanlarımız ekmek almak için fırın tezgâhlarına geldiğinde fırıncılar 3-5 kuruş ciro yapar maliyeti düşürür. Hem de yürüme mesafesi olacağı için insanlara teşvik olur.

Böylece hem israf azalır hem de halkımız sıcak ekmek yer, ikinci el değil birinci elden ekmeğini yemiş olur. Ekmek maliyeti işte böyle böyle düşer aşağı. Yoksa baskıyla, fiyatları durdurarak dondurarak fiyat vermeyerek müdahale ederek valilikle açıklama yaparak falan olmaz. Bunlar gel geç boş çaba olur çözüm sunulmazsa bu kavga devam eder” diyor.

“Bir fırının 1 km civarında ekmek üreten başka bir tesise müsaade edilmemeli”

Geçmiş dönemlerde yapılan hatalara vurgu yapan Keçeli, bir fırının 1 km civarında ekmek üreten başka bir tesise müsaade edilmemeli diyor.

“1984 yılına kadar fırınlar arasında 500 metre mesafe vardı. Nedeni bir fırının bir kapasitesinin düşmemesi maliyetine zarar vermemesi içindi.  Bu uygulamayı 84 yılında dönemin belediye başkanı Bedrettin Dalan kaldırttı belediye meclisinden. Bu mesleğe yapılan en büyük zarardı bu. Amaç fırınlar arası rekabet olsun, ekmek çok olunca fiyatı düşer mantığıydı ama tam tersi oldu.

Çok fırın çok ekmek olunca kapasiteler düştü maliyet yükseldi ekmek fiyatları yine yüksek oldu ayrıca israf da çok oldu. Şimdi bunun tekrar düzenlenmesi için bakanlığa büyük iş düşüyor.”

Halk Ekmek sorunu: “Yasal hakları var ama etik olarak yapılmamalı”

Aynı zamanda Şişli Belediyesi CHP Belediye Meclis Üyesi olan Çetin Keçeli’ye, Halk ekmek bayilikleri ve şubeleri nedeniyle mağdur olan fırıncılarımızı da sorduk. Keçeli; fırıncılarımızın yanı başında açılan şubeler ve de marketlere verilen bayiliklerle ilgili ticari centilmenliğe vurgu yaptı.

“Şimdi ticareti yasaklama diye bir uygulama olmaz. Bir bakkala her yerden ekmek gelebilir her yerden peynir, zeytin gelebilir. Halk ekmekten ekmek gelmeyecek diye bir şey olmaz. Bunu ticari centilmenlik anlaşmasıyla aramızda halk ekmekle görüşerek bir istişare yaparak halletmemiz gerekir. Yoksa böyle bir yönetmelik çıkarsak bile bu iptal edilir.

Burada esas olan etik olarak bir fırının yanında açmaması gerektiği. Fırıncı esnaf da ekmek yesin diye düşünmek kaydıyla halk ekmeğin orada büfe bulundurmaması veya orda bulunan bakkala bayiye ekmek vermemesi gerekli” dedi.

“Zincir marketlere zamanında müdahale edilmedi”

Fırıncılarımızın kanayan yaralarından biri zincir marketler sorunu. Sayıları itibariyle hakim güç haline gelen zincir marketlerin pek çok esnafı mağdur ettiği bilinen bir gerçek. Peki, bu sorun nasıl bu kadar büyüdü? Çetin Keçeli şu ifadelerle anlatıyor sorunu.

“İşin tabiatıyla bir kere zincir marketlerin oluşumuna bakmak lazım. Zincir marketler ne yazık ki esnaf birliklerini çok büyük zarara uğratmışlardır. Aslında bunlara zamanında müdahale edilmesi gerekti ama edilmedi. Öyle olunca bir iki derken 300 – 500 şubeyle ülkede tam bir hakim güç oldular. Ekmeğimizi bakkallar pazarlarken zincir marketler pazarlamaya başladı. Türk rekabet kanununa göre hakim güç olmamaları gerekliydi.

Sanayi Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı bu duruma müdahale etmesi gerekirken bir baktık ki zincir marketlerde yönetimdeki kişiler bakanlıklarda görev alıyor. Bakan oluyor, bakan yardımcısı oluyor. Bu şekilde bakıldığı zaman tamamıyla bu iş rayından çıkmış bir safhadadır.” 

“Fırıncılar zincir marketlere mahkum edildi”

Ekmek Sanayi İşverenler Sendikası Başkanı Çetin Keçeli, fırıncının zincir marketlere mahkum edildiğini söylüyor.

“Zincir marketlerin esas amacı malı ucuza almak, ucuza almak için de piyasadaki hakim güç konumlarını kullanıyorlar. Pazar payının büyük bir çoğunluğu bunların elinde olduğu için fırıncı zincir marketlere mahkum olmuş durumda. Zincir marketlerin verdiği fiyata evet demek zorunda, satış fiyatlarını belirleme konusunda da yine zincir marketlere öncelik tanınıyor” diyor.

“İl Ticaret Müdürlükleri ilgilenmiyor”

Fırıncılar mahkum olunca, zincir marketler ödeme şekli ve bayi karı oranlarını suistimal ediyor diyor Çetin Keçeli, sorunun çözümü için il ticaret müdürlüklerini işaret ediyor.

“Zincir marketlerin ödeme konusunda bir takım suistimaller yaşanıyor, ödemeleri geciktiriyorlar. Ayrıca gider adı altında bir takım uygulamalar yaparak üreticiden ekstra paralar kesiyorlar. Yüzde 3 ciro primi diye yine bir takım kesintiler yapılmakta. Ticaret Bakanlığı üretilen malın % 85’nin üretici firmaya verilmesi gerekir derken bile buna uyulmamakta. Bu sorunu çözecek olan İl Ticaret Müdürlükleri ama müdürlükler ilgilenmiyor. Üretici ile zincir marketleri karşı karşıya bırakıyor.”

“Caydırıcı ceza yok, üretici ses çıkaramıyor”

Peki, bu durumda fırıncının yasal hakları yok mu? Elbette var ancak Çetin Keçeli caydırıcı bir ceza olmadığı için üretici ses çıkaramıyor diyor.

“Bakanlıklara yazılar yazılıyor ancak yetkililer bu konuya ciddi şekilde eğilmiyor. Mesela bir firmayı şikayet ediyoruz, şikayetin ardından gelip bakılıyor faturalar inceleniyor. Prosedür uygulanıyor ancak karşılığında caydırıcı bir cezası yok. Caydırıcı bir ceza olmayınca da üretici pazar payını kaybetmemek, ekmeğinden olmamak için sesini çıkaramıyor. Bir şekilde işin üstü örtülüyor.”

“Aracı kuruluşların tamamı ortadan kalkmalı”

Zincir marketlerin eskiden satın alma müdürlükleri olduğunu söyleyen Keçeli, sorunun çözümü için aracı kuruluşların ortadan kaldırılması gerektiğini belirtiyor.

“Zincir marketler eskiden direkt kendi satın alma müdürlükleri aracılığıyla üreticiden ekmeği alıyorlardı sonradan araya aracı kuruluşlar kuruldu. O zaman bu yasa dışı uygulama ve prim farkları yoktu. Aracı kuruluşlar kurulunca zincir marketler bu kuruluşları kurdurttular.

Bu aracı kuruluşlar önce ekmeği alıyorlar bundan bir kar payı ediyorlar sonra zincir markete bunu tedarik ediyorlar.  Böylelikle arada komisyon oluşuyor. Yönetmelik çıkarılarak aracı kuruluşların kaldırılması gerekli. Bu aracı kuruluşların tamamı ortadan kalkmalı ki bu sorun çözülsün.”

“Yönetmelik çıkardılar ama hiç uygulayan yok”

Ruhsatsız fırınlarla mücadele önemli gündem başlıklarımızdan. Ekmek Sanayi İşverenler Sendikası Başkanı Çetin Keçeli, mevzuata uygun, yasal sorumluluklarını yerine getiren fırıncılarımızın ekmeğini baltalayan bu sorunu ve çözümünü şöyle anlatıyor;

“2016’da çıkan yasayla beraber yönetmelik çıkardılar, ruhsatlanmayla ilgili müstakil bina şart diyor. E şimdi İstanbul’da müstakil bina bulup da fırın yapacak olan var mı? Müstakil bina şartıyla nerede açılan bir tesis varsa hepsi yasa dışıdır. Yönetmelik çıkardılar ama hiç uygulayan yok. Buna bakan yok. Unlu mamuller adı altında ruhsat veriliyor, bu ruhsatı alanlar da ekmek üretimine geçiyor bunlar da yasa dışıdır.

Ruhsatsız faaliyette olan bir sürü işletme var bunlarla nasıl baş edilecek? Hepsini kapatmak mümkün değil. Bunların ruhsat alabilecek olan varsa ruhsatlandırılması alamayacak olanların da bir kararla faaliyetine son verilmesi veya unlu mamul yapıyorsa onu yapması gerekli.” 

“Yabancı istihdamı bizim için faydalı”

Fırıncıların bir diğer sorunu da işçi bulma sıkıntısı. Devletin bu konuda yabancı istihdamına yönelik teşvikleri mevcut. Çetin Keçeli bu teşvikleri desteklediğini belirtiyor.

“Ülkemizde okumuş işsizlik sorunu çok fazla. O da bizim iş kolunda münasip değil çalışmak istemiyorlar okumuş insanlar. Düz işçi vasıfsız işçi konusunda bize faydası olur ama tabi çalışma izni almak kaydıyla. Zaten şartları da var. O şartları da fazla zorlaştırmamak gerekli.”

“2018’den sonra tarife sorunumuz başladı”

Ekmeğin girdi maliyetlerine sürekli zam gelmesine karşın, tarife uygulamasından dolayı üreticilerimiz ekmeğe zam yapamıyor. Bu da doğal olarak fırıncılarımızı zora sokuyor. ESİS Başkanı Çetin Keçeli, Bu sorunun 2018’den sonra başladığına işaret ediyor.

“Bu tarife olayı da çok enteresandır. Daha evvelden ticaret odaları tarifeyi serbest bırakmıştı İstanbul için söylüyorum. İsteyen maliyetini hesaplayacak ona göre tarifesini hazırlayıp satacaktı. 2018’den sonra bakanlığın talimatıyla tekrar tarife vermeye başladılar. Bu uygulamayı da öyle zor bir hale getirdiler ki, 5 tane il müdürlüğü bir araya geliyor, toplantı yapılıyor, bir karar alınıyor, o karar bakanlığın olurunu alıyor o olur geldikten sonra ticaret odası meclisinde oylanıyor. Yani süreci zorlaştırdılar.

Bu işin aslında yatan neden ekmekteki artış enflasyondaki rakamları etkiliyor düşüncesi. Bu düşünceyle böyle bir baskı uygulanıyor.”

“Tarife uygulaması bir an evvel kalkmalı”

Aslında bu geçmişten gelen bir narh uygulamasıdır diyen Çetin Keçeli, ancak geçmişte yapılan uygulamada adalet gözetildiğini vurguluyor ve ekliyor: “Şu anda bunun bir an evvel kalkması gerekli.”

“70li yıllarda narh uygulaması vardı ama o uygulamada ekmeğin girdilerine de narh koyuluyordu. Yani diyordu ki getir bana mali defterini kaç çuval un istiyorsun 20 çuval. Sana 20 çuval un tahsis yapıyorum. 20 çuvaldan fazlasını gidip serbest piyasadan alacaksın. Unda tahsis vardı yakıtta tahsis vardı böylelikle maliyet de narh haline geliyordu.

Şimdi bütün girdileri serbest olan ekmeğin fiyatını sabitlemek doğru bir yaklaşım değil ki. Bu sektöre de zarar verir tüketiciye de zarar verir üreticiye de zarar verir. Kaos dönemi yaşatılıyor şu anda bunun bir an evvel kalkması gerekli.”

“Her üretici kendi maliyetine göre tarife yapmalı”

Keçeli, röportajımızda özellikle İstanbul’da ilçelere göre değişen maliyet sorununa da değiniyor.

“Şimdi Beşiktaş’ta 250 metre kare bir dükkan kirası en az 20 bin lira civarında ama gidiyorsun Sultanbeyli’de 8-10 bin liraya 5 bin liraya bulabiliyorsun. Yani farklı farklı rakamlar var üreticinin maliyetinde. Dolayısıyla tek bir fiyat uygulaması olur mu? Sarıgazi’de de ekmek fiyatı aynı olacak Arnavutköy’de de, efendim Şişli’de de aynı olacak Fatih’te de aynı yok böyle bir uygulama. Her üreticinin kendi maliyetine göre tarife yapma uygulamasına geçilmeli bir an evvel.”

“Fırıncılık sektöründe çok temsilcilik sorun yaratıyor”

Fırıncılık sektöründe çok temsilciliğin sorun yarattığını belirten Keçeli, aslında tüm fırıncıların ticaret odası üyesi olması gerektiğini savunuyor.

“Zaten devlet bizi bölmüş bir kere. Devlet demiş ki, işte 5 işçiye kadar çalıştırırsan esnaf odalarına üye olacaksın. 5 işçiden fazla çalıştırırsan ticaret odalarına üye olacaksın.

Aslında İstanbul’da 5 işçiden az eleman çalıştıran fırıncı yok. Fırıncıların hepsinin ticaret odası üyesi olması gerekirken ticaret odalarının ilgisiz kalması, fazla bu işlerle uğraşmamasından dolayı İstanbul gibi büyük şehirlerde esnaf odalarına da üyeler var. Silivri, Şile gibi köyü olan yerlerde olabilir esnaf odalarına üyelik.

Onun dışında fırıncıların büyük çoğunluğunun tüccar statüsünde ve ticaret odasına üye olması gerekir. Yanlış bir uygulama bu. Esnaf statüsündekiler esnaf tarifelerini alıyorlar. Ticaret odasındakiler ticaret odalarından tarife alıyorlar.”

“Tezgahı olmayan fırınlar ayakta kalamaz”

Küreselleşme, piyasalarda sürekli değişen arz talep dengeleri, bilimsel ve teknolojik gelişmeler pek çok sektörde olduğu gibi fırıncılık sektöründe de değişimi zorluyor. Bu değişime ayak uydurmak artık zorunluluk.  ESİS Başkanı Çetin Keçeli’ye göre, mahalle fırıncılarının en azından tezgah satışı yapması gerekli.

“Tezgahı olmayan, tezgah satışı cirosu belli bir limite ulaşmayan fırınların ayakta kalması zorlaştı. Bundan sonra da daha zor olacak. Tezgah satabilen ve ona göre bir cirosu olan fırınlar ayakta kalacak. Sonuç itibariyle meslek Avrupa’da da olduğu gibi aile fırıncılığına dönecek. Aile üyeleri çalışırsa o fırında fırın kendini idame ettirir duruma gelecek.”

“Ayakta kalmak isteyen kendini geliştirmeli”

Eğitimin ekmek sektöründe zorunluluk olduğunu belirten Keçeli, özellikle ara sokaklardaki fırınların kendilerini geliştirmesi gerektiğini söylüyor.

“Bir kısım meslektaşımız bu yan ürünler konusunda epey bir mesafe aldı, çok çeşitli ürünler üreten fırınlarımız var kuru pastadan yaş pastaya kadar. Ama tezgahını geliştiremeyen tezgahı müsait olmayan ara sokaklardaki fırınlarımızın bu konuda daha da gelişmesi lazım. Pazar paylarını arttırmak istiyorlarsa çeşide girmeleri lazım.

Bu konuda işveren için de personel için de eğitim almak çok önemli. İSMEK’te bu konuda kurslar açılmakta oradan eğitim alabilirler. Her işveren ne kadar çok şey öğrenirse o kadar çok faydası olur.”

“Birleşip kombine tesis kurmalılar”

Keçeli’nin bir diğer önerisi ise fırıncıların birleşerek kombine bir tesise ortak olması.

“Yiyecek içecek sektöründe geliştiği gibi kombine fırınlar da gelişti ve büyük fabrikaların ekmek ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Büyük fabrikalar ekmeğin maliyeti ucuz olsun diye ucuz yerlerden almak istiyor. Kombine fırınların maliyeti düşük olduğu için bunlar ekmeği tedarik ediyor. Bu nedenle kombine tesislere yönelmektedir bizim sektörlerin bir kısmı.

Yiyecek sektöründe de ekmek ucuz olsun doyum sağlasın mantığıyla bakıldığı sürece mahalle fırınları zora girecektir. Ya birleşecekler kombine bir tesise ortak olacaklar yahut ta tezgahı satan çeşitliliğiyle ayakta kalabilen fırın olacaklar.”