Ekmekte maliyet sorunu nasıl çözülecek?

İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Gıda Danışmanı, Ekmekte Maliyet ve Sorunlar adlı kitabın yazarı Yüksek Ziraat Mühendisi Yusuf Vangöl, Ekmeğin Sesi TV'nin "Çözüm Arenası" programına konuk oldu.

Yaklaşık 45 yıldır ekmek ve unlu mamuller sektörüne yönelik araştırmalar yapan İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Gıda Danışmanı Yusuf Vangöl, tüm birikimlerini bir kitapta topladı. Vangöl, kitabını, ekmek maliyet hesabının nasıl ve hangi kriterler göz önüne alınarak yapılması gerektiğine ihtiyaç olduğu düşüncesiyle ve bu düşünceden hareketle fırıncılarımızın üye oldukları odaların hazırlayacakları fiyat tarifelerine ışık tutmak amacıyla hazırladığını ifade etti.

31 MAYIS 2021 TARİHLİ MALİYET ANALİZİ SONUÇLARI…

Ekmeğin Sesi TV “Çözüm Arenası” programına konuk olan Yüksek Ziraat Mühendisi Yusuf Vangöl, özellikle girdi maliyetleri konusunda büyük sıkıntılar yaşayan fırıncıların, zam talep etmesinde son derece haklı olduğunu söyledi.

Ekmek maliyetinin 5 temel girdisi olduğundan söz eden Vangöl, “Birincisi, ekmeklik buğday unu fiyatı; ikincisi, genel gider maliyeti; üçüncüsü, işçilik ve yan ödemeler; dördüncüsü imalatçı kârı ve beşincisi ise, bayi kârıdır… Bu 5 temel girdinin 27 ana başlığı var… Şimdi, ben her yıl ekmekte maliyet analizi yapıyorum. İlginçtir, bu 27 ana başlık altında da toplamda 60 tane girdi var. Ama biz neyi konuşuyor? ‘Una zam geldi’, ‘Yakıta zam geldi’, ‘Mayaya zam geldi…’ Bakın, 60 tane girdi kalemi var. Bunlar küçümsenecek rakamlar değil. 31 Mayıs 2021 tarihinde yaptığım araştırmada, bugün bir ekmek maliyetinde unun oranı %30. İşçilik ve yan ödemeler %32,3, genel imal ödemleri ise %37,7… Demek ki, genel imal ödemeleri işin en başında. Esas sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Bunları çözmedikten sonra bu işi çözmemiz mümkün değil! Un, bu sıralamada üçüncü sırada yer alıyor. Ama, unda da ciddi bir artış var. Diğer girdileri ele aldığımızda fırıncı gerçekten haklı. Son yaptığım bir araştırmada ise, sadece 11 ay içerisinde ekmeklik buğday unu alış fiyatında %29,16’lık artış var. Sizinle konuşmadan hemen önce büyük bir un firmasıyla konuştum. 31 Mayıs’ta 1 çuval ekmeklik unun 90 gün vadeli fiyatı 155 lira iken, şimdi 170 lira olduğunu söylediler. Bu sadece 16 gün içerisinde gerçekleşti. Bunun nereye gideceğini kimse bilmiyor” dedi.

“GİRDİ MALİYETLERİNDE DÜŞÜŞ OLMAZSA, FIRINCI EKMEK ZAMMI TALEBİNDE HAKLI”

Yusuf Vangöl, devletin açıkladığı resmi rakamlara göre ekmeğin maliyetinde %31 artış olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle mayada %26,29, içme suyunda %25.3, akaryakıtta %26,64, doğalgazda %31,44’lük zam yapıldığının altını çizerek, fırıncının bağlı olduğu odaların ekmeğe %20-25 zam talebinde bulunduğu zaman, ‘Böyle zam mı oluyor’ dediklerini belirtti. “Sizler ekmeğin tüm girdilerinde oluşan artışları engellemezseniz, ekmeğe zam kaçınılmaz” diyen Vangöl, şöyle devam etti;

“Fırıncı bedavaya mı yapıyor o işi? Orası da ticari bir kuruluş… Para kazanacak ki geçinebilsin. Fırıncı geçinebilirse yanına eleman alacak, istihdama fayda sağlayacak. Ama geçinemezse eleman alamayacak. Hatta bulunan elemanları işten çıkarmak zorunda kalacak. Un firmaları da bu durumdan mağdurlar aslında… Onlar da buğdayı üreticiden, Türkiye Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’dan alıyor. Buğday alım fiyatında 600’ü geçen bir artış oldu. Ayrıca, buğdaylar işlenirken makineler çalışıyor. Elektriğe zam, yakıta zam… Sonuçta girdilerde maliyet ne kadar artarsa ekmekte zam talebi de kaçınılmaz. Ben 1980 yılından beri bu sektörün içerisindeyim. Bu konu üzerine 3 kitap yazdım. Sorunların çözümü üzerine de 2015’te siyaset hayatına atılarak, Ege Üniversitesi’nden ayrıldım ve ekmek kanun taslağını hazırladım. Dünyada en çok ekmek tüketen, kişi başına 199,6 kg. ile sıralamada Guinness Rekorlar Kitabı’na giren tek ülkeyiz! Ekmek ‘Yedi Kocalı Hürmüz’ olmuş. Ekmeğin bir kanunu olması lazım. Çünkü bizim temel gıdamız. Tüm sorunların çözümü adına bir kanun gerekiyor. Biz, ekmeğin azami fiyatını konuşuyoruz, maliyetin altında kalmayacak bir de asgari fiyatın olması lazım. Haksız rekabet yüzünden ekmeğin maliyetin altında dahi piyasaya girmesine neden olabilir. Bir bayi kârı oranımız var. İşletme ve bayi kârlarına uyan yok. Bu işletmelerin karlarını kontrol eden var mı? Yok! Kim kontrol edecek peki, kanunu koyan Ticaret Bakanlığı…”

“YETKİLİLER, ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMAK İSTEMİYORLAR!”

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Gıda Danışmanı Yusuf Vangöl, şunları söyledi:

“Ekmek 2. ya da 3. sınıf fırın ruhsatı olan yerlerde üretilir. Ama bugün ruhsatı olmayan yerlerde bile ekmek üretiliyor. Unlu mamulleri ruhsatı adı altında ekmek, ekmek çeşitleri şakır şakır üretiliyor, bunu ne denetleyen ne de müdahale eden var. Bunlar düzelmedikçe bu işin çözülmesi mümkün değil. Bakın ekmek halkın temel gıdası, temel gıdada KDV olur mu? Ekmekte hâlâ %1 KDV var. Ekmeğin olmazsa olmazı ekmek mayası, maya olmadan fırıncının istenilen şekilde ve sürede ekmeği yapması mümkün mü? Bugün ekmek mayasında %8 KDV var, devletimize öneriyoruz bunu %1’e indirin. Adam zengin yatı katı var, mücevher alacak hanımına ÖTV 0. Ama bizim fırıncımız ekmek üretecek işyerinde yakıt kullanıyor, fırıncı ekmek yapıp dağıtacak mazot alıyor benzin alıyor bunların hepsinde ÖTV var. Bunları bari kaldırın dedik. Devletin yapacağı çok güzel şey var aslında. TMO’da un fabrikalarına ekmeklik buğday fiyatını daha aşağı fiyattan ver. Belediyeler su faturalarına katı atık bedeli altında sürekli zam yapıyor, 1 çuval una neredeyse 26-27 lt su giriyor. Su da ekmeğin olmazsa olmazı. Bununla alakalı sorunlar bu çözümleri de şunlardır diyerek tasarılar sunuldu benimde hazırladığım kanun tasarısı var ama devlet yetkilileri elini taşın altına koymak istemiyorlar.

“BELEDİYELERİN EKMEK ÜRETMESİ DOĞRU DEĞİL!”

Fırıncıların kapasite kaybı yaşamasının birçok sebebi var: Bugün belediyeler hizmetten sorumludur. Oysa şimdi ticarethane gibi halk ekmek adı altında ekmek üretiyor. Bence bu asla doğru değil. Sen vatandaşına sosyal belediyeciliğin gereği olarak ucuz ekmek yedirmek istiyorsun bu doğru ama bu işi yapan hani ruhsatını verdiği fırınlara bu ekmeği ürettireceksin. Bunun örnekleri var, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekmeği kendi üretmiyor, ilindeki fırıncılarına ürettirerek yapıyor ve %30 kapasite kullanım oranı olan fırıncının kapasitesi artmış olacak. Sonuç olarak fırıncı ve belediye arasındaki haksız rekabet ortadan kalkmış olacak. Belediye olarak kendi bünyende bulunan şirketlere ekmeği ürettirip fiyat tarifesi almıyor. Kendi kafasına göre gram ve fiyat belirliyor. Bunlar doğru şeyler değil.

“EKMEK ÜRETEN MARKETLER HAKSIZ REKABET OLUŞTURUYOR”

Hiper, süper, gross, mega marketler… Bugün iş yeri açma ve çalışma ruhsat yönetmeliğinde bir değişiklik yapıldı. Tüm bu marketlerin 3 sınıf GSM ruhsatı adı altında (güya sadece kendi müşterilerine satmak amacıyla) ekmek veriyor. Aslında hiper, süper, gross, mega marketler sıhhi müessesedir. Otomobil lastiği satıyor, deterjan satıyor, kırtasiye malzemeleri satıyor aklına gelen ne varsa satıyor. Başka bir kapı numarası taşı alıyor sonra aynı yerden ekmek üretiyor. Bunlar doğru şeyler değil. Bu marketlerin ekmek üretmemesi lazım. Bunlar haksız rekabet.

Şu an İzmir Valisi olan Yavuz Selim Köşger, 2011 yılında Mali İdareler Genel Müdürü iken, tüm valiliklere bir yazı gönderiyor. Bu yazıda unlu mamulleri ruhsatı adı altında ekmek ve ekmek çeşitleri, sade pide üretimi istemesi halinde fırın ruhsatı almaları gerekmektedir. Ancak şu an ruhsatı olmadan sade pide, ekmek ve çeşitleri üretiliyor. Bunun denetlenmesi lazım.”

Gider maliyetlerine oranla fırıncıda ekmeğe zam yapsaydı ekmeğin ne kadar olmalı konusunda ki sorumuza ise Vangöl, “30 Mayıs 2021’de yaptığım hesaba göre, ekmeğin kilogram fiyatı 10 TL’nin üzerinde olması gerekiyor’’ diyerek cevap verdi.

Fırıncının kaderini belirleyen ekmek fiyat tarifesini oluşturan komisyonun kimlerden oluştuğunu, nasıl çalıştığını anlatan Vangöl, bu süreci şu şekilde anlattı:

“Ekmek Fiyatını belirlenmesi için iki kanun var. Biri 5174 sayılı kanun diğeri 5362 sayılı kanun. Bu iki kanunla ilgili de iki ayrı yönetmelik var. Ekmekte fiyat tarifesinin belirlemesinde ki tüm yol ve yöntemler bu iki yönetmelik gereği düzenleniyor. Ticaret Bakanlığı tarafından bu iki yönetmeliğe 24 Aralık 2017’de bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklik ile fırında üretilen bir ekmek için Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri tebliğinde ilgili oda tarafından fiyat belirlenirken değişikle o il ya da ilçede tarife talebinde bulunan oda bağlı olduğu üst kuruma talepte bulunduğunda, üst kurum 5 kişilik bir komisyon toplayacak. 1. İl Tarım ve Orman yetkilisi, 2. İl Ticaret Müdürlüğü yetkilisi, 3. Büyükşehir Belediyesi yetkilisi, 4. ise fiyat talebinde bulunan Ticaret Odası yetkilisi ise karşı taraf olan Esnaf Odaları Birliği yetkilisi olmak üzere 5 kişilik önceden belirlenen tarihle bir araya gelerek bu komisyona ilgili oda, Esnaf Odaları Birliği ya da Ticaret ve Sanayi Odası talepte bulunulan yeni ekmek fiyat tarifesini komisyonun önüne koyuyor ve diyor ki ‘ilimizde ekmeğin gramı bu, fiyatı da bu olacak. Biz böyle bir karar aldık buyurun değerlendirin.’ Bu komisyonun tam adı Ekmek Fiyatı Değerlendirme Komisyonu. Bu komisyon ekmek fiyatını belirlemiyor. Komisyon talep edilen fiyatı, komisyonda bulunan yetkilerle değerlendiriyor. Yetkililerde fiyat hakkında tek başlarına görüş vermiyor bağlı oldukları kuruma danışarak görüşlerini söylüyor. En sonda tutulan tutanağa ‘uygundur’ ya da ‘uygun değildir’ gerekçesiyle görüşlerini aktarıyorlar.

O komisyon tutanağını eğer talepte bulunan kurum Esnaf Odası ise bir yazı ekinde öncelikle Türkiye Fırıncılar Federasyonuna gönderiliyor. TFF ise bu tutanakta ki görüş ne ise ona göre bir görüş belirliyor, bakın uygundur ya da değildir demiyor sadece görüş belirliyor. Federasyondan gelen görüşle Esnaf Odaları birliği bağlı olduğu oda görüşüyle beraber, Federasyonun görüş yazısıyla ilgili odadan gelen maliyet raporunu bir yazı ekinde Ticaret Bakanlığı’na gönderiyor. Ticaret Bakanlığı ise tüm görüşleri dikkate alarak ‘uygundur’ ya da ‘uygun değildir’ diyerek görüş bildiriyor. Esnaf Odaları Birliği’nde sistem bu şekilde ilerliyor.

Ekmek fiyat tarifesini talep eden eğer Ticaret ve Sanayi Odaları ise 5 kişilik Ekmek Fiyatı Değerlendirme Komisyonun düzenlediği tutanak, sadece Ticaret Bakanlığı’na gönderiliyor ve Ticaret Bakanlığı’da aynı şekilde değerlendirmeyi yapıyor ve ilgili oda olan Ticaret ve Sanayi Odası’na ‘uygundur’ ya da ‘uygun değildir’ görüşünü bildiriyor. İster birlik olsun ister ticaret odası olsun, Ticaret Bakanlığı’ndan gelen görüş yazısını ele alıp ilgili yönetim kurulunda, bağlı olduğu meslek komitesiyle birlikte bunu değerlendiriyor ve daha sonra meclise havale ediyor. Mecliste onaylanıyor ya da reddediliyor.

Esnaf Odaları Birliği’nde ise Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yazıyı bir sonraki ay yönetim kurulu toplantısında değerlendiriyor sonunda onaylanıyor ya da reddediliyor. İster birlik olsun ister Ticaret Odası olsun ya da ticaret odasının üst kurulu olan meclis olsun veya Esnaf Odaları Birliği olsun bu her iki kurumun onayladığı ekmek fiyat tarifesi o il ya da ilçede ki mülkü amir olan Vali ya da Kaymakam, Büyükşehir Belediyesi veya İlçe Belediyesi’ne bildiriliyor. Mülkü Amir ya da Yerel Yönetim bu 1 hafta içinde gelen görüşü/kararı 15 günlük süren bir süreçte değerlendiriyor. Eğer uygun bulmuyorsa bu rakamı o zaman 3 kişilik bir itiraz komisyonu oluşturuyor. Bu komisyon Vali ya da görevlendirdiği kişi başkanlığında bir kişi Esnaf Odaları’ndan bir temsilci ve Ticaret ve Sanayi Odası’ndan bir kişi bir araya geliyorlar gelen talebi değerlendiriyorlar. Burada salt çoğunlukla karar alınıyor. Eğer kabul ediliyorsa ilgili kuruma bildiriliyor. Eğer kabul edilmezse doğrudan ilgili kuruma itirazını yapıyor ve o zaman uygulanan fiyat yürürlükten kalkıyor. O zaman talepte bulunan oda ya da üst kurumu ticari mahkemeye başvurup itirazda bulunabiliyor. Sistem tam olarak bu şekilde ilerliyor.

Bakın az evvel bahsettiğim bu iki tarife yönetmelik, sorun olmadan gayet iyi yürüyordu. Ne zamana kadar, 2017 yılına kadar. Bir değişiklik yapıldı, fırında yapılan onlarca çeşit arasında sadece ekmeğin fiyatına adeta müdahale edercesine benden görüş al dedi. Olabilir bunu isteyebilir ama Ticaret Bakanlığı’nın kalkıp ‘Türkiye genelinde ekmeğin kilo fiyatı 8 buçuğu geçmeyecektir’ demesi hukuka uyarlı değil. Kaldı ki bu yönetmelik değişikliği avukat arkadaşlarımızın tabiriyle hukuka uyarlı değil. Siz aynı eleman, aynı makine, aynı bina her şeyi aynı olan fırında sadece halk tipi beyaz ekmeğe şu fiyatı geçmeyecektir diyorsun, bu doğru bir yaklaşım değil.’’