Çiftçi, kuraklığı Fırat’ın suyu ile aşmak istiyor

Bu yıl son 50 yılın en kurak nisan ayını geride bırakan Gaziantepli çiftçiler, tarlalara ektiğini biçemedi. Kuraklığın vurduğu kentte, hububat ve bakliyat hasadı rekoltesinde yüzde 60-70 oranında düşüş yaşandı. Üreticiler, suyunu kullanamadıkları Fırat Nehri’nin bir proje ile çiftçiyle buluşturulmasını istedi.

Çiftçi, kuraklığı Fırat’ın suyu ile aşmak istiyor

Gaziantep’te çiftçilerin aylardır beklediği hasat dönemi istedikleri gibi geçmedi. Önceki yıllarda hasat dönemini karnaval havasında karşılayan üreticiler, buruk bir dönem geçiriyor. Kuraklığın çiftçinin kaderi olmamasını isteyen üreticiler, Fırat Nehri için yetkililerden bir proje bekliyor. Yaşadıkları sorunları DÜNYA’ya anlatan bölgedeki ziraat odası başkanları, girdi maliyetlerinin fazla olmasından yakınarak, çiftçiye nefes olacak bir destek beklediklerini söyledi.

“Sadece çiftçi değil, ülke zarar ediyor”

Şehitkâmil Ziraat Odası Başkanı Cuma Yiğit, Şehitkâmil bölgesinde ağırlıklı olarak antepfıstığı, zeytin, üzüm ve sof bölgesinde kiraz, elma yetiştiğini kaydetti. Yiğit, bölgede ürün çeşitliliğinin fazla olduğunu belirterek, geçen seneye göre bu yıl tüm ürünlerin hasadında bir düşüş yaşandığını aktardı. Mart-nisan yağmurlarının önemli olduğunu, bu yıl beklenen yağışların gelmediğini anlatan Yiğit, “Sadece çiftçi değil ülke zarar ediyor. Şu an arpa, buğday pahalı olduğu halde çiftçi para kazanamıyor. Şu durumda ne olacağı belirsiz olduğu için çiftçi de bir kararsızlık var. Önümüzdeki dönem ekeceği tohumu ‘nasıl temin edebilirim’ kaygısı yaşıyor. Güneydoğu Türkiye’nin tarım bölgesi. 38 ilde kuraklık yaşanıyor. Kuraklığın etkisiyle saman sıkıntısı da olabilir. Hayvancılıkta da sıkıntı kapıda” diye konuştu.

Hasatla birlikte istihdam da düştü

Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun ise enerji maliyetlerinin yüksek olmasına dikkati çekti. Altun, bir günlük enerji maliyetinin bin lirayı bulduğunu ifade ederek, ilçede geçen yıl600-700 kilogram ürün hasat ettikleri alanda bu yıl 200 kilogram ürün aldıklarını belirtti. Çiftçinin “nasıl kurtulacağım” diye çırpındığını bildiren Altun, Araban Ovası’nda mevsimsel olarak 30 bin kişinin istihdam edildiğini ve böyle giderse bu sayının düşebileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Şu an buğday fiyatları yüksek diyoruz ama bu çiftçiyi kurtarmıyor. Sulu tarım yapan çiftçilerimiz de zarar görüyor. Türkiye sarımsağının yüzde 35’ini şu anda biz karşılıyoruz. Geçen yıl 15 liradan sattığımız sarımsak şimdi 7-8 liraya alıcı bulamıyor. Çiftçi zarar ederse ekemez. Kuraklıktan dolayı şu an pamuk tarlaları da sulanıyor ve çiftçi bu üründe de zarar edecek. Ovamız geniş, tarım ilçesiyiz. Yüzde 60-70 oranında sulu tarım yapılıyor ama sondaj sulaması olduğu için girdiler bu yıl çok yüksek oldu. Şu anda etrafımızda sular akıyor ama faydalanamıyoruz. Boşa akan akarsularımız var. Ovamız verimli topraklara sahip eksiğimiz su. Kullanılabilecek su var ama alamıyoruz.”

“Elde edilen ürün maliyetleri karşılamıyor”

Nisan yağmurlarının çiftçiler açısından hububat ve bakliyatlar için çok önemli olduğunu söyleyen Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, bu yağmurların hububat ekili alanlarda üreticilerin hasadını iki katına çıkardığı gibi yüzde 50 zarara da yol açabileceğini kaydetti. Çolak, bu yıl istedikleri oranda yağmur yağmadığını belirterek, “Kuraklık, yüzde 60-70 seviyelerinde rekoltenin düşmesine neden oldu. Bölgemizde arpa hasadının yüzde 80’i yapılmış durumda. Dekar başına bundan önceki yıllara bakarak almamız gereken 600-700 kilo iken şu anki miktar 200-250 kilo arası. Şimdiki elde edilen ürün çiftçinin masrafını dahi karşılamıyor” dedi. “Alın terimiz kalsa yeter” derdik diye konuşan Çolak, şöyle devam etti: “Bu yıl alın terimiz de kalmadı. Çiftçi önümüzdeki yıl için kara kara düşünmeye başladı. Bu da sadece arpada yaşanmadı. Şahinbey bölgesi özellikle kıraç, susuz bölgedir. Suyu olan çiftçilerimiz de enerji maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı sulu tarım yapamıyor. Yağan yağmura bakarak üretim yapıyoruz kuraklık olduğu için de çiftçilerimiz arpa, buğday, mercimek ve nohutta yüzde 60 ile 70 civarında ürün kaybına uğradı. Yüzde 60-70 demek çiftçinin bitişi demek. Fırat Nehri burnumuzun dibinden akıyor. Fırat’a 200 metre uzaklıktaki fıstık ağacı kuraklıktan kurumaya yüz tutmuş. Çiftçi kendi imkânlarıyla Fırat’tan su alamıyor. Bu durumda arkamızda devletimizin desteğini hissetmemiz lazım. Bize imkân sağlanması lazım” diye konuştu. (Talip ÖZTÜRK- Dünya)