Ekmeğin Sesi

Türkiye, dünya un pazarında liderliğini sürdürüyor:

Ekonomi

Antalya’da düzenlenen 19. TUSAF Uluslararası Kongre ve Sergisi’nde, un sanayisinin geleceğine dair önemli mesajlar verildi. “Sürdürülebilir Gelecek: İklim, su, tarım” teması etrafında toplanan 1.500’den fazla yerli ve yabancı katılımcı, un sanayisinin tüm aktörleriyle kritik değerlendirmelerde bulundu.

Geçen hafta Antalya’da düzenlenen ve Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından organize edilen 19. TUSAF Uluslararası Kongre ve Sergisi’nde, “Sürdürülebilir Gelecek: İklim, Su, Tarım” teması etrafında buluşan sektör temsilcileri, un sanayisinin bugünkü durumunu ve geleceğe dair öngörülerini paylaştı. Kongreye, un sanayicileri, yem sanayicileri, tedarikçiler, lojistik firmaları ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri de dahil olmak üzere, yerli ve yabancı 1.500’den fazla katılımcı yoğun ilgi gösterdi. Bu tür etkinlikler, sektörün önemli isimleriyle uzun sohbetler etme, piyasa dinamiklerini ve gelecek tahminlerini değerlendirme imkanı sunuyor.

Türkiye’nin Dünya Un İhracatındaki Liderliği

Son 11 yıldır dünya un ihracatında pazar liderliğini sürdüren Türkiye, yaklaşık 600 fabrikanın faaliyet gösterdiği, toplamda 32 milyon ton üretim kapasitesine sahip bir ülke olarak öne çıkıyor. Dünya genelindeki un ihracatının yüzde 24’ünü elinde bulunduran Türkiye, demek oluyor ki, dünyada her dört un paketinden biri Türk üretimi. Bu büyük başarı, ülkemizin un sektöründeki rekabet gücünün yanı sıra, kaliteli buğday teminine olan bağlılığını da ortaya koyuyor. Çünkü böylesine değerli bir sektörün belkemiğini oluşturan, kaliteli buğday üretiminde büyük rol oynayan buğday çiftçileri, sektörün vazgeçilmez destekçileridir.

Sıcaklık, Kuraklık ve Buğday Rekoltesinde Dönüm Noktası

Son iki yıldır, artan sıcaklık ve kuraklık koşulları nedeniyle buğday rekoltesinde düşüş yaşanırken, bu yıl yağışların iyi seyretmesiyle birlikte un sanayicilerinin yüzü güldü. Yapılan değerlendirmelere göre, iklim koşulları elverişli olduğunda bu yıl yaklaşık 21 milyon tona yakın buğday rekoltesi bekleniyor. Ancak, üretimde yalnızca yerli rekolteye güvenilmediği, aynı zamanda sanayicilerin ithal buğday talebinde de bulunduğu belirtiliyor. Peki, ithal buğday beklentisinin arkasında yatan nedenler neler ve kamu otoritesi bu talepleri nasıl karşılıyor? Bu soruların yanıtı, Antalya’daki kongrede detaylıca ele alındı.

Dış Ticaret Tedbirleri ve İhracat Performansı

TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan, kongrede yaptığı konuşmada, 2024 sezonunda 3 milyon tonun üzerinde ihracat rakamına ulaşarak 1,5 milyar dolara yakın gelir elde ettiklerini ifade etti. Haziran 2024’te yürürlüğe konan TMO müdahale alım fiyatlarıyla beraber uygulamaya koyulan dış ticaret tedbirlerinin, 15 Ekim 2024 tarihine kadar geçerli olan buğday ithalatını kısıtladığını, böylece önceki yıla göre ocak ayından itibaren yüzde 30’un üzerinde bir gerilemeye yol açtığını belirtti. Ayrıca, Haluk Tezcan, dünyada her yıl ortalama 1 milyar 300 milyon ton gıdanın israf edildiğine dikkat çekerek, gıda arz güvenliğinin günümüz dünyasında en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin Un Ambarı Rolü ve Sosyal Sorumluluk

Haluk Tezcan, “Türkiye dünyanın un ambarı olmayı gururla sürdürüyor. Aynı zamanda düşük gelir gruplarının da güvenli gıdaya erişiminde kilit bir rol üstleniyoruz” diyerek, Türk ununun güvenilirliğini ve sosyal sorumluluk bilincini ortaya koydu. Tezcan, 2025 sezonunda da ana hedeflerinin tüketiciyi korumak, sektörde adil rekabeti sağlamak ve güvenli, güvenilir gıda tedarikini sürdürmek olduğunu ifade etti. Kongrede, un sanayicilerinin yaşadığı en önemli sıkıntılardan biri olarak kaliteli buğday teminindeki zorluklar, artan lojistik maliyetleri ve nakliyecilerin piyasa fiyatının üzerinde talep ettiği ücretler gibi etkenlere dikkat çekildi. Artan stok maliyetleri nedeniyle sanayicilerin stoklarını minimum seviyeye indirmek zorunda kalmaları, sektörün maliyet baskılarıyla da mücadele ettiğini gösteriyor.

İhracat Pazarlarında Rekabet ve Uluslararası Dinamikler

Türkiye, 190 ülkeye un ihraç ederken, ihracat yapılan ülkelerin yerli fabrikalar kurmaya başlaması önemli bir rekabet unsuru haline geldi. Örneğin, Endonezya’nın yerli sanayicisini desteklemek amacıyla gümrük vergilerini artırması, Türk un sanayicilerinin uluslararası pazardaki konumunu zayıflatmaya yönelik adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Kongrede bu konuyu değerlendiren sektör temsilcileri, ihracat pazarlarının korunması için kamu otoritesinden destek beklediklerini dile getirdi. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ise, tarım ve gıda sanayi ürünlerinin toplam ihracat içindeki payının geçen yıl yüzde 12,4 olduğunu, buğday unu ihracatı özelinde ise 2023’te 6,96 milyar dolarlık dünya pazarında Türkiye’nin payının 1,47 milyar dolar (yüzde 21,2) olduğunu ifade etti. 2024 yılında yapılan 1,16 milyar dolarlık buğday unu ihracatının en çok Irak, ardından Suriye, Somali, Cibuti ve Venezuela’ya gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.

İklim Değişikliği, Doğal Afetler ve Tarımsal Politikalar

Kongrede Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, iklim değişikliğinin tarım sektörünü ciddi şekilde etkilediğini belirterek, son 50 yılda doğal afetlerde yaşanan beş kat artışa dikkat çekti. Bu durumun tarım sektörüne büyük zarar verdiğini vurgulayan Bağcı, üretimde istikrarı sağlamak amacıyla kapsamlı üretim planlamalarına gidildiğini ve tarımsal desteklerin revize edildiğini söyledi. “Üretim planlamasında amacımız, özellikle fiyat hareketliliğini stabilize etmek ve üretimde istikrarı, verimi artırmak. Tarımsal destekler bu planlamanın en önemli sac ayaklarından biri,” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda tarım sayım sürecinin başlatıldığı ve elde edilen verilerle politikaların belirleneceği bildirildi.

TMO’nun Stratejik Hamleleri ve Sektöre Katkısı

TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal da kongrede iklim değişikliğinin tarım sektörüne etkilerini ele aldı. Güldal, artan gıda talebinin sektörü stratejik konuma taşıdığını ifade ederek, üretimde son dört sezonda kuraklık kaynaklı dalgalanmaların yaşandığını hatırlattı. 2023 yılında ofisin 13,1 milyon ton ile dünya fiyatlarının üzerinde, tarihin en yüksek alımını gerçekleştirdiğini belirten Güldal, bu alımlar karşılığında 5 milyar dolarlık finansman maliyetinin oluştuğunu ve stok miktarının yarıya indirildiğini söyledi. Ayrıca, halen TMO’dan alınan ürün miktarının yüzde 25’inin kadar ithalata izin verildiğini ve bu kararın 31 Mayıs 2025’e kadar süreceğini dile getirdi. TMO’nun, tüm ihtiyacı karşılayacak kadar stokunun bulunduğunu ve buğdayın şu an yem sanayisi, makarna sektörü ve ekmeklik üretimi yapan kullanıcılara satıldığını belirtti.

Kamu Destekleri, Lojistik Zorlukları ve Gelecek Beklentileri

Kongrede yapılan detaylı değerlendirmelerde, hem sanayiciler hem de sektör temsilcileri kamu otoritesinden destek beklediklerini açıkça ifade etti. İhracat pazarlarının korunması, artan maliyetler, işçilikte yaşanan problemler ve nakliye ile lojistik alanındaki zorlukların çözülmesi, sektörün temel beklentileri arasında yer alıyor. Ayrıca, özellikle bu yıl yaşanan kalite problemleri, kaliteli ürüne ulaşmada yaşanan sıkıntıları da gözler önüne serdi. Ancak sektör temsilcileri, iklim koşullarının uygun seyretmesi ve kaliteli buğday temininde yaşanan sorunların çözülmesi halinde, bu yıl 2 milyar dolarlık ihracat hedefinden sapılmayacaklarını belirtiyor.

Ulusal Hububat Konseyi Kongresi ve Yeni Dönem Beklentileri Antalya’daki kongrede elde edilen veriler ve alınan kararlar, sektörün geleceğine yönelik umutları artırıyor. Gözler şimdi, Nisan ayında Mardin’de düzenlenmesi planlanan Ulusal Hububat Konseyi Kongresi’nde. Bu kongrede, sektörün mevcut sıkıntılarına yönelik çözüm önerileri, kamu desteğinin artırılması ve uluslararası arenadaki rekabet stratejileri detaylıca ele alınacak. Tüm bu gelişmeler, un sanayicilerinin hem yerli pazarda hem de uluslararası arenada sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmaları için kritik öneme sahip. Un Sektöründe Karar Noktası

Antalya’da gerçekleşen 19. TUSAF Uluslararası Kongre ve Sergisi, un sanayisinin küresel arenadaki liderliğini pekiştiren, üretim ve ihracat rakamlarıyla dikkat çeken bir etkinlik olarak hafızalara kazındı. Sektörün temel dayanağı olan kaliteli buğdayın temini, artan maliyetler, lojistik ve uluslararası rekabet gibi zorluklara rağmen, kamu destekleri ve stratejik planlamalarla 2025 sezonunda hedeflenen 2 milyar dolarlık ihracatın gerçeğe dönüşmesi mümkün görünmekte. Bu kapsamlı değerlendirmeler ışığında, un sanayicileri hem sektörün sorunlarını hem de gelecekteki fırsatlarını masaya yatırmış bulunuyor.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.