13 bin yıllık ata tohumuyla kendi işini kurdu! Organik ürün isteyenler yoğun ilgi gösteriyor

Kars'ta yaşayan Hümeyra Hanım Baki, KOSGEB desteğiyle kendi işini kurdu. Baki'nin girişimci hikâyesi 13 bin yıllık geçmişi olan ata tohumu olarak bilinen kavılca buğdayı ile yapılan pilavı yemesiyle başladı. Unutmaya yüz tutan tohumu yeniden üretime geçiren Hanım Baki, kavılcanın vücuda da birçok faydası olduğunu söyledi.

13 bin yıllık ata tohumuyla kendi işini kurdu! Organik ürün isteyenler yoğun ilgi gösteriyor

Kadın girişimci Hümeyra Hanım Baki, tadını çok sevdiği pilavdan yola çıkarak üretime geçmeye karar verdi. Kars’ta ata tohumu kavılca ile bir köyde kaz yemeğinin yanında verilen pilavla tanışan Hümeyra Hanım Baki, tadına doyamadığı bu buğdayı üretmek için 6 yıl önce eşi ile tarla kiralayıp, ekmeye başladı. Baki, buğdayı kendilerinin işlemesi için de geçen yıl KOSGEB destekli değirmen kurdu. Hümeyra Hanım Baki, “Kavılcanın 13 bin yıllık bir geçmişi var. Köy halkı bunu işlemekte zorluk çektiği için unutulmaya yüz tutulmuş bir tohum. Şimdi biz bunu yeniden üretmeye başladık.” dedi.

Kentte, 13 bin yıllık geçmişi olan ata tohumu olarak bilinen kavılca buğdayını eşi Üstüner Baki (44) ile yetiştiren Hümeyra Hanım Baki, KOSGEB desteğiyle organize sanayi bölgesinde değirmen kurdu.

Kavılca ile akrabalarında kaz etinin yanında yediği pilavla tanıştığını belirten 3 çocuk annesi Baki, “Bundan yaklaşık 6 yıl önce teyzemin köydeki evinde kaz eti ile sunulan kavılca buğdayından yapılmış pilav yedim. Kaz etinden çok pilav hoşuma gitti. ‘Nedir?’ diye sorduğumda bana bunun kavılca tohumu olduğunu söyledi. Zahmetli bir şey olduğu için pek eken yokmuş.” dedi.

“KENDİMİZ EKİP KENDİMİZ BİÇİYORUZ”

Yaptığı araştırmada bu tohumun vitamin deposu olduğunu gördüğünü söyleyen Hümeyra Hanım Baki, şu bilgileri verdi:

“Vücuda bol enerji veriyor, vücudun demir ihtiyacını karşılıyor, hazmı kolaylaştırıyor. Düzenli tüketimde diyabet oluşma riskini azaltıyor, folat içeriği ile sinir sistemi sağlığını koruyor, vücudun magnezyum ihtiyacını gideriyor, anne adaylarında düzenli tüketimlerde bebeklerin anne karnında gelişimine katkı sağlıyor, kemik erimesi problemlerini azaltıyor, kan yapıcı gibi birçok özelliği bulunuyor ve ayrıca glisemik indeksinden dolayı şeker hastaları güvenle kullanabilir. Gluten oranı çok düşük. Günümüzde insanlar arasında glutensiz beslenmek revaçta. Üniversitede görevli olan eşimle konuşup kiraladığımız tarlada bunun üretimine geçtik. Kendimiz ekip, kendimiz biçiyoruz. Her yıl kiraladığımız tarlayı artırıp daha çok ürün almaya başladık. Ürünleri işlemek için ilçelerdeki değirmenlere götürünce maliyet artırıyordu. Bu nedenle değirmen kurmaya karar verdik.”

“İŞLEMESİ ZOR OLDUĞU İÇİN UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ”

Geçen yıl KOSGEB desteğiyle kurduğu değirmende kavılca buğdayını un haline getirdiğini vurgulayan Baki, şunları söyledi:

 “Kavılcanın 13 bin yıllık geçmişi var. Köy halkı bunu işlemekte zorluk çektiği için unutulmaya yüz tutulmuş bir tohum. Kavılcanın üzerinde 7 tane kavuzu vardır, sargılı şeker gibi. Bunun da işlenmesi zor ve külfetli olduğu için geçmişte köylüler daha çok hayvan yemi olarak kullanmış. Şimdi biz bunu yeniden üretmeye başladık. Tamamen organik olarak ürettiğimiz için fazla üretim alamıyoruz. 1 kilo kavılca ununu 13 TL’den satıyoruz. Değirmen kendimizin olduğu için üzerine nakliye veya değirmen maliyetini koymuyoruz. Bu unu internet üzerinden satıyoruz. Gelip bizden direkt alanlar da oluyor. Daha çok Marmara ve Ege Bölgesi başta olmak üzere sahil kesimlerinden yoğun sipariş alıyoruz. Kavılcanın glisemik indeksi ve gluten intoleransı düşük olduğu için glüten hassasiyeti olanlar daha çok bunu kullanıyor. Bugüne kadar 75 ton kavılca buğdayından 45 ton un elde ettik.” (DHA)